• Hakkımızda
  • İletişim
  • Uçuş Bilgileri
  • Fırsatlar
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
13 Ocak 2026
  • Ana Sayfa
  • Havacılık
  • Turizm
  • Seyahat
  • Savunma
  • Uzay
  • Özel Röportajlar
  • Teknoloji
  • Fırsatlar
  • Yazarlar
    • Cem Polatoğlu
    • Kaan Yıldızgöz
    • Güntay Şimşek
    • K. Hakan Çelikoğlu
  • ENGLISH
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Havacılık
  • Turizm
  • Seyahat
  • Savunma
  • Uzay
  • Özel Röportajlar
  • Teknoloji
  • Fırsatlar
  • Yazarlar
    • Cem Polatoğlu
    • Kaan Yıldızgöz
    • Güntay Şimşek
    • K. Hakan Çelikoğlu
  • ENGLISH
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ana Sayfa Özel Röportajlar

“Türkiye ucuz ülke imajına geri dönemez”

13-01-2026 13:35
0
“Türkiye ucuz ülke imajına geri dönemez”

Turizm sektörünün uzman ve tecrübeli ismi Orhan Sancar Foto: Haber Aero

PaylaşPaylaşPaylaşPaylaşPaylaşPaylaş

Son yıllarda turizmde yaşanan gelişmeler çerçevesinde Türkiye, ucuz ülke imajını geride bırakmaya hazırlanıyor. “Türkiye artık hiçbir zaman ucuz ülke imajına geri dönemez.” Vurgusunu yapan duayen turizmci Orhan Sancar, Türkiye’nin Mısır, Yunanistan, Vietnam ve Tayland’dan daha pahalı bir destinasyon haline geldiğine dikkat çekerek, ucuz ülke algısından çıkılması gerektiğini söyledi.

Turizm Bakanlığı’nın da sektör temsilcilerine, “kendinizi artık başka bir ligde konumlandırın. Ucuz ülke algısından çıkın.” Uyarısı yaptığına işaret eden Orhan Sancar, kendimizi başka ülkelerle kıyaslamadan, Türkiye konseptimizle, hizmet kalitemizle yeni bir döneme hazırlamamız gerektiğini ifade etti. Özellikle Rusya ve Bağımsız Devlet Topluluğu (BDT)’yi yakından tanıyan Orhan Sancar, Haber Aero’ya turizm sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi.

  • Rusya ve Orta Asya’yı çok iyi tanıyorsunuz. Turizmin her alanını da yakında takip ediyorsunuz. Sektör 2025 yılını nasıl geçirdi?

2025 yılına tur operatörü gözüyle ve aynı zamanda seyahat acenteleri ile  yaptığımız görüşmelerden elde ettiğimiz verilerle baktığımızda, aslında beklendiği gibi ama oldukça zorlu bir sezon geçirdiğimizi söyleyebiliriz. 2025’in en temel problemi belirsizlikti. Özellikle Nisan ve Mayıs aylarında hava koşulları nedeniyle Antalya’da sezon geç başladı. Mayıs ayına kadar önemli bir zaman kaybı yaşandı. Siyasi belirsizlikler, yaptırımlar ve özellikle Rusya’daki uçuş problemleri de sezonun geç başlamasına eklendi. Ortadoğu’daki gelişmeler, İsrail–Gazze savaşı, ardından İran’ın sürece dahil olması ilk 6 ayı bizim için oldukça zor hale getirdi. Bu dönemde yaklaşık %25’lik bir düşüş yaşadık. Ancak altıncı aydan sonra tablo değişmeye başladı. Pazar toparlandı, insanlar bölgedeki gelişmelere alıştı, Türkiye’nin güvenli bir destinasyon olduğunu tekrar gördü. Bakanlık ve sektör kuruluşlarının desteğiyle ikinci yarıda güçlü bir toparlanma yaşadık.

“2025’i yüzde 2-3 büyümeyle kapattık”

Artık Türkiye’nin dünyada İtalya’yı geçerek 4. sıraya yükselmesiyle birlikte yeni bir vizyon ortaya koyuyoruz. Ucuz destinasyon algısından çıkıp, daha kurumsal, daha kaliteli ve kişi başı harcaması yüksek bir ülke olma hedefiyle ilerliyoruz. Kişi başı geliri artırmak istiyoruz.

Tüm bu zorluklara rağmen 2025 yılını yaklaşık %2–3 büyümeyle kapattık. 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefini yakaladık. Aralık ayına kadar gelen verilerde hedefin %95’i tutmuştu, Aralık ayı da çok iyi geçti. Yılbaşı döneminde İstanbul ve Antalya başta olmak üzere oteller neredeyse tamamen dolu.

“Mısır ve Vietnam en güçlü rakiplerimiz arasında”

Elbette kârlılık anlamında çok parlak bir yıl olmadı. Geceleme sayılarında bir miktar düşüş yaşandı. Eskiden bir turist ortalama 9 gece kalıyordu, bu süre bir gece kadar gerilemiş olabilir. Bunun analizini sezon sonunda daha net yapacağız. Rusya tarafında da uçak tescil sorunları vardı. Çift tescilli uçakların bazı ülkelere uçamaması ciddi kapasite problemi yarattı. Ancak yapılan anlaşmalar ve satın almalarla bu sorunlar büyük ölçüde çözüldü. Kapasite artınca Türkiye’ye olan talep de yeniden yükseldi.

Bu arada rakip destinasyonlar da ciddi atılım yaptı. Mısır ve Vietnam artık bizim en güçlü rakiplerimiz arasında. Eskiden Mısır’ı daha çok kış destinasyonu olarak görüyorduk ama yaptıkları yatırımlar ve iklim avantajları sayesinde artık 12 ay turizm yapabiliyorlar. Vietnam da uzun uçuş süresine rağmen ciddi talep görüyor. Türk Hava Yolları ve diğer Türk taşıyıcıların Avrupa hava sahasını kullanarak sağladığı operasyonel avantajlar sayesinde Türkiye son dönemde yeniden öne çıktı. Kasım ve Aralık aylarında bile çok iyi bir hava yakaladık.

Sezon geç açıldı ama uzadı. İlk 6 ayda yaşadığımız %25’lik kaybı ikinci yarıda telafi ettik. Üstelik yılı büyümeyle kapattık. Jeopolitik risklere, savaşlara, bölgesel krizlere rağmen Türkiye güvenli ve istikrarlı bir destinasyon olarak öne çıktı. 2025 yılı Türk turizmi ve Türk tur operatörleri açısından kriz yönetimi anlamında son derece başarılı bir sezon oldu. Zor bir yıl oldu ama güçlü bir şekilde kapattık.

  • Toplamda 60 milyon turist ve 60 milyar dolar hedefi tutturuldu. Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkeler sıralamasında bir değişim oldu mu?

Bizim kontrol ettiğimiz coğrafyaya baktığımızda Rusya her zaman Türkiye için en önemli pazar oldu. Son yıllarda da birinci sırada yer alıyor ve 2025 yılında da bu değişmedi. Toplamda 6 milyonun üzerinde Rus turist Türkiye’ye geldi.

Bunun yaklaşık 4,2 milyonu Antalya’ya, 700–800 bini Muğla bölgesine yani Dalaman, Bodrum ve Fethiye hattına, yaklaşık 1 milyonu ise İstanbul’a geldi. Toplamda 6,2 milyon civarında Rus turist ağırladık.

Rusya’yı Almanya, İngiltere ve İran gibi ülkeler takip etti. Ancak bu pazarlarda kendi içlerindeki ekonomik ve siyasi sorunlar nedeniyle ciddi dalgalanmalar yaşandı. Özellikle İran pazarı bu yıl çok ciddi sıkıntılar yaşadı. Incoming acenteleri ile sahadaki acentelerle sürekli temas halindeyim ve bazı pazarlarda ciddi gerilemeler olduğunu net şekilde görüyoruz. Örneğin Orta Asya pazarında Kazakistan normalde her yıl Antalya’ya 350–400 bin turist gönderir. Bu yıl 450 bin kişilik bir kapasite planlaması yapıldı ancak daha sonra bu planlamaların büyük bölümü iptal oldu. Havayolları ciddi cezalar ödedi ve sonuçta yaklaşık 350 bin kişi geldi. Bu da gösteriyor ki planlamaların çok daha sağlıklı yapılması gerekiyor. Bazı pazarlarda normal şartlarda iyi bir potansiyel var ancak İran’da yaşanan krizler, son dönemdeki devalüasyon süreci ve protestolar turizm hareketini doğrudan etkiliyor. Bu tür ülkelerde yaşanan ekonomik ve siyasi dalgalanmalar turizm potansiyelini ciddi biçimde baskılıyor.

Öte yandan rakip destinasyonlar, özellikle Mısır çok ciddi bir atılım yaptı. Mısır’da maliyetler çok düşük. Türk turizm konseptini çok iyi bilen yatırımcılar oraya girdi. Rus turistin ne istediğini çok iyi biliyorlar. İşçilik maliyetleri düşük, kira maliyetleri düşük, yiyecek–içecek maliyetleri avantajlı ve birçok kalemde KDV muafiyeti var. Devletin de çok ciddi destekleri bulunuyor.

Bugün birçok büyük Türk turizm grubu Mısır’da yatırım yapıyor. Rixos başta olmak üzere birçok marka orada çok büyük projelere imza attı. Aynı zamanda bu grupların bir kısmının kendi havayolları da var. Bu havayolları hem yerel taşıyıcıları hem Rusya’daki uçuşları destekliyor. Bu da Mısır’a ciddi bir operasyonel avantaj sağlıyor.

Sadece bu yıl 6.500 yataklık yeni kapasite devreye girdi. Çok ciddi yatırımlar yaptılar, büyük konser organizasyonları düzenliyorlar. Jennifer Lopez gibi dünya yıldızlarını, Türk sanatçıları orada sahneye çıkarıyorlar. Yani destinasyonu sadece otelle değil, eğlence ve organizasyonlarla da pazarlıyorlar.

“İstanbul’un çevresinde de cazibe merkezleri yaratmamız gerekiyor”

Mısır kriz yönetimini de çok iyi biliyor. Bir kriz olur olmaz hemen bir film, bir dizi, bir tanıtım kampanyası devreye giriyor. Geçmişte “Mumya” filmiyle yaptıkları tanıtımı hatırlayın. Çok kıvrak ve hızlı hareket ediyorlar. Bugün baktığımızda Türkiye’nin en önemli rakibi artık Mısır. Üstelik sadece yabancı pazarlardan değil, Türkiye’den de Mısır’a ciddi turist gidiyor. Özellikle Sharm El Sheikh vizesiz olması nedeniyle çok tercih ediliyor. Ayrıca İskenderiye’nin yanında yeni kurulan El Alamein bölgesi var. Yeni bir destinasyon. Fiyatlar çok uygun, oteller kaliteli, deniz var, şehir turu var, kültür var. 20 kilometre ötede İskenderiye’ye gidip şehir turu yapabiliyorsunuz.

Bu noktada Türkiye için de bazı dersler var. İstanbul’un çevresinde de cazibe merkezleri yaratmamız gerekiyor. Bugün İstanbul’a gelen turist denize giremiyor. Kilyos’a götürüyoruz ama resort otel yok. Marmara Bölgesi’nde denize girilebilecek, resort konseptinde ciddi bir tesis bulunmuyor. Dubai, Barcelona gibi şehirler hem denizi, hem kültürü hem alışverişi birlikte pazarlıyor. İnsanlar hem tatil yapıyor hem alışveriş merkezlerine gidiyor hem de şehir hayatını yaşıyor. İstanbul’da ise turist 3 gün geliyor, tarihi yerleri geziyor, sonra yapacak çok fazla alternatifi kalmıyor ve sıkılmaya başlıyor. İstanbul’un da bu anlamda yeni cazibe merkezlerine, deniz turizmini de içine alan resort yatırımlarına ihtiyacı var. Bu yapılabilirse İstanbul’un turizm potansiyeli çok daha yukarı taşınabilir.

  • Turistlerin büyük bölümü Antalya’ya her şey dahil konseptiyle geliyor. Antalya ve çevresi tarihi eser açısından son derece zengin ve çok güçlü ama turistler bu konsept sebebiyle otellerden çıkmıyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Aslında son yıllarda Antalya’yı sadece deniz–güneş destinasyonu olmaktan çıkarıp daha cazip hale getirmek için ciddi çalışmalar yapıyoruz. Örneğin Antalya’ya gelen her misafire günübirlik İstanbul turu teklif ediyoruz. En azından buraya kadar gelmişken İstanbul’u da gör diyoruz. Sabah saat 07.00 civarında, Türk Hava Yolları ve diğer taşıyıcıların ters bacak uçuşlarını kullanarak misafirleri İstanbul’a götürüyoruz. Gün içinde İstanbul’un tarihi ve turistik bölgelerini gezdirip akşam tekrar Antalya’ya geri getiriyoruz. Bunun yanında Kapadokya turları, Konya–Mevlana turları ve Kuzey Kıbrıs turları da organize ediyoruz. Misafirler hem adayı görsün, hem farklı kültürleri tanısın istiyoruz. Zaten uzun yıllardır Perge – Aspendos – Side Antik Kentleri Turu gibi kültür turları yoğun şekilde devam ediyor. Ancak artık daha fazla kültürel ve turistik hizmet üreterek, daha fazla tur seçeneği sunarak turistleri her şey dahil konseptinden çıkarmaya çalışıyoruz. Çünkü her şey dahil konsepti hem maliyet açısından çok ağır hem de ciddi bir israf yaratıyor. Gastronomik açıdan da bir yemek festivali tadı vermiyor. Daha çok bir toplu tüketim anlayışı oluşuyor.

“Sektör olarak yapabilirsek turizm kalitesini çok daha yukarı taşırız”

Ben özellikle otellere hep şunu öneriyorum, yavaş yavaş bu sistemden sıyrılıp daha çok alakart konseptlere yönelmek gerekiyor. Hem hijyen hem servis kalitesi hem de misafir memnuniyeti açısından bu çok daha sağlıklı bir model. Tabii burada en büyük sorun rekabet. Bir otel yapıp diğeri yapmayınca zorlanıyor. Ama bunu hep birlikte, sektör olarak yapabilirsek Antalya’nın turizm kalitesini çok daha yukarı taşırız. Kültür turizmi, gastronomi, alışveriş ve şehir deneyimini deniz turizmiyle birleştirebilirsek Antalya’yı çok daha güçlü bir destinasyon haline getirmiş oluruz

Rusya ve BDT ülkeleri turizmi konusunda engin tecrübelere sahip Orhan Sancar, 2026’da bu coğrafyada Türkiye’ye yönelik turistte yüzde 15 artış beklediğini belirtti. Foto: Haber Aero
  • Tanıtım ve organizasyon tarafına baktığımızda, sektör olarak ne kadar deneyim kazandık? 2026 gelmeden gerekli tanıtımlar yapıldı mı?

2026 yılına yönelik öngörülerimizi, 2025’te yaşadığımız tecrübelerden ders çıkararak daha planlı ve daha organize bir şekilde yapmaya çalışıyoruz. Çünkü artık komşu ülkelerde yaşanan sorunları, devalüasyonları, kur farklarını ve siyasi dalgalanmaların turizme etkisini çok iyi biliyoruz.

Türkiye’ye en fazla turist getiren Rusya pazarında 4 ana tur operatörü var. Antalya’ya gelen 4 milyon turistin yaklaşık %85–90’ını bu dört büyük operatör getiriyor. Yani sistem zaten büyük ölçüde onların planlamalarına bağlı ilerliyor. Türkiye’nin turizm master planı da yıllardır bu yapı üzerine kurulu. Tur operatörünün planlamasına dayalı bir turizm modeli var.

“Hâlâ 4–5 büyük operatörün kapasitesine bağlıyız”

Bugün Barcelona’ya bizim üç katımız turist geliyorsa bunun nedeni tabana yayılmış bir sistem kurmaları. Daha fazla tarifeli uçuş, daha fazla seçenek, daha fazla low-cost havayolu var. Biz ise hâlâ 4–5 büyük operatörün kapasitesine bağlıyız. O kapasite de doğal olarak sınırlı. Tur operatörü ancak kâr edebileceği kadar kapasite artırır.

Ben bir yandan tur operatörlerini temsil ediyorum, diğer yandan seyahat acentesiyim, Türkiye’de 19 bin acente var ve hepsinin de iş yapması gerekiyor. Bu yüzden Antalya, Bodrum ve Dalaman’a daha fazla tarifeli uçuş, daha fazla low-cost havayolu gelmeli ki turist sayısı sadece tur operatörlerine bağlı kalmasın. Rekabet artsın, seçenek çoğalsın.

“Aspendos’a, dünya yıldızları getirilebilir”

Örneğin 2026’da Rusya ve Orta Asya ülkelerinde 21 Mart’ta ara tatil var. Bu dönem sezonu erkenden başlatmak için büyük bir fırsat, 28 Mayıs’a kadar okullar kapanana kadar bu dönemi değerlendirebiliriz. Ama bunun için şimdiden planlama yapmak gerekiyor. O dönemi cazip hale getirecek festivaller, organizasyonlar yapılmalı. Bugün Hindistan, Pakistan, Tayland, Vietnam gibi ülkeler ölü sezonlarını festivallerle canlandırıyor. Bizde de Aspendos’ta, antik tiyatrolarda konserler düzenlenebilir, gastronomi etkinlikleri yapılabilir, dünya yıldızları getirilebilir. O dönemde gelen turistlere özel etkinlikler sunulabilir. Böylece sezon uzar, turizm geliri artar ve dönem maksimum dolulukla kapanır.

Ayrıca artık doğa turizmine çok ciddi bir talep var. Özellikle COVID-19 sonrası insanlar kalabalıktan uzak, doğayla iç içe, oksijen alabilecekleri, sakin destinasyonları tercih ediyor. Biz Antalya’da misafirleri vadilere, rafting bölgelerine götürüyoruz, doğa yürüyüşleri ve piknikler yaptırıyoruz. Çok ciddi talep görüyor. Rusya’da bile Soçi, Rostov, Yalta gibi bölgelerde tiny house (küçük ev) yatırımları yapılıyor. Sade, doğayla iç içe ama çok ilgi görüyor. Biz niye bunu Türkiye’de daha fazla geliştirmiyoruz? Sapanca’da projeler var ama daha da büyütülmesi gerekiyor. Karadeniz’de grubumuz 2027’ye yetişecek bir yayla yatırımı yapıyor. Akçaabat’ta doğayla iç içe, Avusturya ve İsviçre Alpleri konseptinde bir proje geliştiriyoruz. Gürcistan’dan günübirlik turlarla gelen Rus turistlere de hitap edecek. Mardin, Urfa gibi bölgelerde kültür ve doğa turizmini canlandırmaya çalışıyoruz. Son dönemde çıkan dizilerden sonra Mardin çok ciddi ilgi görüyor. 2027’de Savur ilçesinde Aziz Sancar hocamızın evinin müze olarak açılması da bölgeye ayrı bir değer katacak.

“Antalya’da farklı konseptte tesisler yapılmalı”

İstanbul çevresinde Sapanca, Bursa hattında doğayla iç içe yatırımlar artmalı. Antalya’da ise devasa bin yataklı oteller yerine, 250–300 yataklı, farklı konseptlere sahip, bölünmüş tesisler yapılmalı. Bin odalı bir otelde 2.500 kişi aynı anda aynı havuzu, aynı restoranı kullanıyor. Hijyen ve konfor açısından bu artık çağın beklentisine uymuyor. Aile oteli, gençlere hitap eden konsept otel, doğa konsepti gibi farklı segmentler yaratılmalı. Kapasiteyi bölerek, çeşitlendirerek çok daha kaliteli hizmet verilebilir.

  • Türkiye’de yaşayanlar için 2025’te tatil yapmak oldukça zorlaştı. Yabancı turistler de fiyatlardan ciddi şekilde şikâyetçi oldu. Türk turizmi neden pahalı hale geldi?

Maalesef Türk lirasının uzun süre baskılanarak tutulması turizm sektörü açısından bazı avantajlar yaratsa da zamanla ciddi fiyat dengesizliklerine yol açtı. Turizmciler açısından bakarsak, döviz geliri elde edip maliyetlerini TL ile ödedikleri için kurun yüksek olması avantaj sağlıyor. Ancak bu durum hem yabancı turist hem de iç pazar açısından algılanan fiyat seviyesini yukarı çekiyor. Yabancı turistler genellikle otellerde fiyatları dolar bazında görüyor, iç pazarda ise TL’ye çevrilmiş fiyatlarla karşılaşılıyor. Ancak enflasyon oranlarımız o kadar yükseldi ki Türkiye artık hiçbir zaman ucuz ülke imajına geri dönemez. Bugün Türkiye; Mısır’dan, Yunanistan’dan, Vietnam’dan ve Tayland’dan daha pahalı bir destinasyon haline geldi.

“Vietnam, Tayland ya da Mısır ile kendinizi kıyaslamayın”

Bakanlık da zaten bize şunu söylüyor; Kendinizi artık başka bir ligde konumlandırın. Ucuz ülke algısından çıkın. Vietnam, Tayland ya da Mısır ile kendinizi kıyaslamayın. Biz Türkiye’yiz. Bizim konseptimizle, hizmet kalitemizle kimse yarışamaz. Buna saygı duyuyoruz ve hak veriyoruz. Ancak diğer taraftan gerçekler de var. Geçen hafta Mısır’da devalüasyon oldu. İran’da devalüasyon oldu. Demek ki Türk Lirası’nın da bir noktada zamana ve dengeye ihtiyacı var.

“2026’da rekabet çok sertleşecek”

Türkiye artık yalnız bir ülke değil, alternatifsiz bir ülke hiç değil. Yeni destinasyonlar geliyor. Rusya’daki yaptırımlar ve savaş sona erdiğinde Avrupa’ya olan özlem de patlayacak. Ruslar dört yıldır Avrupa’ya gidemiyor, Schengen vizesi alamıyor. İspanya, Yunanistan, Portekiz, Tunus şu anda kapıda bekliyor. Türkiye’den ne kadar pay alabilirler, bunun şimdiden çok iyi hesaplanması gerekiyor. Bu yüzden 2026’da herkes şunu çok net anlamalı: Rekabet çok sertleşecek. Önlem almamız lazım.

Planla tanıtım yapmamız lazım. Reklam yapmazsanız talep yaratamazsınız. Benim yıllardır söylediğim çok net bir şey var: Önce uçağı koyacaksınız, planlamayı yapacaksınız, ardından tanıtımı yapacaksınız. Tanıtım yapmazsanız turist gelmez. Uçağı koymazsanız da turist gelmez. Bu yükü sadece tur operatörlerinin omuzlarına bırakmamak gerekiyor. Sektörün tüm paydaşları birlikte hareket etmek zorunda.

  • 2026 yılı için beklentileriniz neler? Ne kadar turist artışı öngörüyorsunuz?

2026 yılına ilişkin yaptığımız öngörülere göre planlamalarımızı yaklaşık %15 büyüme hedefiyle yapıyoruz. Buna göre Türk Hava Yolları, charter şirketleri ve milli taşıyıcılarla birlikte kapasite planlamamızı bu doğrultuda oluşturduk.

Örneğin 2025 yılında Rusya ve BDT ülkelerinden toplamda 6,2 milyon turist aldıysak, 2026 yılı için bu rakamı yaklaşık 7,1–7,2 milyon seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. Bunun yaklaşık 5 milyonunun Antalya’ya, 700–800 bininin Muğla bölgesine (Bodrum, Dalaman, Fethiye), 1,1 milyonunun İstanbul’a, yaklaşık 100 bininin ise Kapadokya, Karadeniz ve Doğu bölgelerine gitmesini öngörüyoruz. Türkiye geneline baktığımızda da benzer bir artış oranı yakalanabilir. %15 büyüme çok iddialı görünse de Türkiye artık oturmuş bir pazar. 2025’te yaşananları gördük, derslerimizi aldık ve bu kez çok daha erken hareket edeceğiz. 2023’te belirsizlik çok yüksekti. Gazze savaşı, İsrail’in bölgedeki saldırıları, Lübnan krizi, İran’daki düşüşler, Rusya–Ukrayna savaşı, Hindistan–Pakistan gerilimi… Bunların hepsi turizmi doğrudan etkiledi. Örneğin İran pazarında %50–60’a varan düşüşler yaşandı. Lübnan’dan neredeyse hiç turist gelmedi. İsrail pazarı tamamen kapandı. Hindistan–Pakistan gerilimi ise uçuşları bile etkiledi. Bazı dönemlerde hava sahaları kapandı, Afganistan hava sahası kapandığında Çin üzerinden uçmak zorunda kaldık. Pakistan–İran gerilimleri, Yunanistan’dan gelen turist akışını bile dolaylı etkiledi. Türkiye’nin Pakistan’la siyasi olarak yakın durması da Hindistan pazarında ciddi düşüşe yol açtı. Daha önce Türkiye’de çok sayıda Hint düğünü yapılırken, bu organizasyonlar son dönemde Vietnam gibi ülkelere kaydı.

“Sahadaki tavırları net şekilde hissettik”

Bu süreçte Hindistan’da iş yapan turizm şirketleri çok ciddi sıkıntılar yaşadı. Ben bizzat o dönemde Hindistan’da bir toplantıya katıldım ve sahadaki tavırları net şekilde hissettik. Bu sadece turizmle ilgili değil, sokaktaki insanın algısına kadar yansıyor. Ülkeler arasındaki siyasi pozisyonlar birebir turizm davranışlarını etkiliyor. Elbette devletimizin aldığı kararları siyasi olarak tartışmak bizim işimiz değil. Pakistan bizim stratejik olarak yıllardır yanımızda olan bir ülke. Ama bu tür jeopolitik pozisyonların turizme etkisini de doğru okumamız gerekiyor.

“Yüzde 15 civarında bir büyümenin mümkün olduğunu düşünüyoruz”

Bugün geldiğimiz noktada ise tablo daha net: İsrail ile ateşkes anlaşması yapıldı, Rusya-Ukrayna süreci büyük ölçüde anlaşmaya doğru gidiyor ve Hindistan-Pakistan hattında tansiyon düşüyor. Dolayısıyla 2026’ya girerken belirsizliklerin büyük kısmı ortadan kalkmış durumda. Bu da bize çok daha sağlıklı bir sezon planlama imkânı veriyor. Doğru tanıtım, doğru uçuş planlaması ve erken aksiyonla 2026 yılında hem Rusya–BDT pazarında hem de Türkiye genelinde %15 civarında bir büyümenin mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Çin ve Vietnam’daki gelişmelerin Türk turizmine etkisi olduğunu biliyorum. Detayları sizden alabilir miyim?

Şu anda hem Rusya’dan hem Kazakistan’dan hem de Özbekistan’dan Çin’in Hainan Adası’na çok ciddi bir talep var. Biz bu talebi aktif olarak değerlendiriyoruz. Bunun temel nedeni uçuş ağımız. Çin dar gövdeli (tek koridorlu) uçaklarda koltuk başına 200 dolar, geniş gövdeli (çift koridorlu) uçaklarda ise koltuk başına 300 dolar destek veriyor. Bu destek her getirilen yolcu için geçerli. Örneğin Taşkent–Hainan uçuşunu düşünelim. Ortalama 650 dolarlık bir bilet fiyatı var. Eğer koltuk başına 300 dolar destek alıyorsak, bizim için maliyet fiilen 350 dolara düşüyor. Üstelik Hainan, uçuş mesafesi olarak da o bölge için oldukça yakın. Bu nedenle Vietnam’a da o coğrafyadan çok fazla uçuş yapılıyor. Yaklaşık 6 saatlik bir uçuşla Tayland’a ulaşılıyor.

“2026’da Hainan Adası çok daha öne çıkacak”

Bizim açımızdan Güney Asya coğrafyasında, özellikle Hainan bölgesine talep son derece güçlü. Bunun nedeni hem fiyatların uygun olması hem de uçuş mesafesinin çok uzun olmaması. Aynı zamanda kültürel yakınlık da var. O bölgede çok sayıda Koreli yaşıyor. Bilindiği gibi savaş dönemlerinde oraya göç eden ya da sürgün edilen Koreliler var ve artık binlerce Koreli o bölgede yerleşik. Bu da Güney Asya mutfağına ve yaşam tarzına olan yatkınlığı artırıyor. Vietnam tarafında 2025 yılı oldukça yoğun ve sert bir rekabetle geçti. 2026 yılında ise özellikle Hainan Adası çok daha öne çıkacak. Hainan’da Sanya adında bir havalimanı var. Bölge son derece modern; gazinoları, gece kulüpleri, iklimi ve genel yaşam tarzıyla oldukça cazip bir destinasyon. Şu anda Taşkent’ten, Kazakistan’dan ve Rusya’dan bu bölgeye uçuşlar yapılıyor. Uçaklarda yer bulmak neredeyse imkânsız. Aynı zamanda onların sezonu da 15 Mart’ta başlıyor, 31 Ekim’de bitiyor. Bu dönem, tam olarak Türkiye’nin ve özellikle Antalya’nın yüksek sezonuna denk geliyor. Yani aslında doğrudan bir rakip destinasyondan bahsediyoruz. Tüm bu unsurları birlikte değerlendirdiğimizde, Hainan ve Sanya bölgesinin neden bu kadar stratejik ve neden bu kadar dikkatle ele alınması gerektiği daha net ortaya çıkıyor.

“Kalan boş koltuklar için destek veriliyor”

Zaten bu ülkeler sürekli olarak tur operatörleriyle iletişim halindeler. “Gelin, size koltuk başına 200–300 dolar destek verelim” diyorlar. Bu model Mısır’da da yıllardır uygulanıyor. Destek bazen kesiliyor, bazen yeniden başlatılıyor ama bu sene tekrar devreye alındı. Örneğin Mısır’da uygulanan sistem şöyle: Eğer uçağın doluluk oranı %100’ün altında kalırsa, kalan boş koltuklar için destek veriliyor. Diyelim ki 200 koltuklu bir uçakta 10 koltuk boş kaldı; bu 10 koltuk için koltuk başına 50 dolar ödeme yapılıyor. Eğer 20 koltuk boş kalırsa bu rakam 70 dolara çıkıyor. Yani doluluk oranı %70, %80, %90 veya %100 seviyelerine göre boş kalan koltukların maliyeti operatöre kademeli olarak kompanse ediliyor. Bu nedenle Vietnam ve benzeri destinasyonlar, sadece talep açısından değil, sundukları agresif teşvik modelleriyle de bizi doğrudan etkileyen ve dikkate almamız gereken rakipler hâline geliyor.

“Türkiye COVID-19 sürecinde en hızlı çözüm üreten ülkelerden biri oldu”

  • Geçen yıl ilginç gelişmeler yaşandı. Bu tecrübeler ışığında 2026’yı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ne tür dersler alındı?

Türkiye hem yaptırımlar döneminden hem de COVID-19 sürecinden en fazla ders çıkaran, aynı zamanda en hızlı çözüm üreten ülkelerden biri oldu. Bu krizleri sadece atlatmakla kalmadık, doğru şekilde değerlendirdik ve somut çözümler ürettik. COVID-19 döneminde hatırlanacağı gibi 2022 ve 2023’te ilk açılan ülkelerden biri Türkiye oldu. Bunun nedeni, önlemleri hızlı ve disiplinli şekilde hayata geçirmemizdi. Turizm Bakanlığı’nın başlattığı sağlık ve güvenli turizm sertifikaları, ardından sürdürülebilirlik sertifikaları ve bu kriterleri tamamlayan tesislere verilen “güvenilir otel” unvanı, sektöre büyük bir güven sağladı. Biz de bu sertifikaları Rusya’daki partnerlerimize ve ilgili devlet kurumlarına ilettik. Yaptığımız PR çalışmaları ve lobiler sayesinde Türkiye’nin güvenli bir destinasyon olduğu mesajını net biçimde verdik ve o dönemi son derece başarılı şekilde yönettik. Ancak artık o süreci geride bıraktık. 2024 ve 2025’te, yaptırımlar nedeniyle Rus turistlerin alternatif destinasyonlara gidememesi, doğal olarak Türkiye’ye yönelmelerine neden oldu. Elbette Rus pazarı her zaman Türkiye için önemliydi, ancak bu dönemde talep daha da yoğunlaştı. Nüfus profilleri değişse de sonuç olarak ana akış bize geldi.

Ancak artık önümüzde daha demokratik, daha adil ve daha sert bir rekabet ortamı var. Bu ortamda Türkiye’nin cazibesini sadece doğal ve kültürel zenginliklerle değil, rakiplerin sunduğu imkânlarla kıyaslayarak güçlendirmemiz gerekiyor.

Bu noktada Vietnam gibi yükselen destinasyonları çok iyi analiz etmeliyiz. Nha Trang, Hanoi, Ho Chi Minh City, Da Nang gibi bölgelerde turistlere ne sunulduğunu incelemek şart. Biz sektör olarak bunları görüyoruz; ancak turist gözünden bakıldığında orada daha cazip bulunan bazı unsurlar var. İnsanlar gündüz sahile gidiyor, akşamları etkinliklere, şehir turlarına, gece hayatına katılıyor. Yani deneyimi çeşitlendiriyorlar.

“Turistler akşam otellerinden çıkıp yataklı otobüslerle 6–7 saatlik mesafeleri konforlu şekilde aşabilir”

Biz Türk turizmi olarak çözüm üretme konusunda çok hızlıyız. Vietnam’da tur operatörleri, binlerce kilometrelik mesafeleri daha konforlu hâle getirmek için yataklı otobüs sistemlerini devreye soktular. Akşam biniliyor, yolculuk sırasında uyunuyor, sabah yeni destinasyona varılıyor. Bu tamamen sektörün kendi ürettiği bir çözümdü. Benzer uygulamalar Türkiye’de de yapılabilir. Örneğin turistler akşam otellerinden çıkıp yataklı otobüslerle 6–7 saatlik mesafeleri konforlu şekilde aşabilir, sabah yeni bir destinasyonda güne başlayabilir. Yani turisti hareketlendirecek, dolaştıracak ve deneyimi zenginleştirecek çözümleri cazip hâle getirmemiz gerekiyor. Türkiye’de bu deneyimi hayata geçirecek çok sayıda tecrübeli insan var. Hem TGA’da hem de Turizm Bakanlığı’nın ilgili genel müdürlüklerinde bu bilgi birikimi mevcut. Bu deneyimi daha aktif şekilde harekete geçirmeliyiz.

“Türk kökenli vatandaşlarımız yönelik de özel kolaylıklar ve cazip düzenlemeler yapılmalı”

Ayrıca sadece Rusya pazarına bağlı kalmamak, Avrupa pazarını da yeniden ve daha güçlü şekilde desteklemek gerekiyor. Örneğin Almanya’dan gelen turist sayısında bir miktar düşüş var; bu mutlaka değerlendirilmelidir. Almanya, Belçika, Fransa gibi ülkelerde yaşayan Türk kökenli vatandaşlarımız, Almanya’dan gelen turistlerin yaklaşık %40’ını oluşturuyor. Bu kitleye yönelik de özel kolaylıklar ve cazip düzenlemeler yapılmalı. Kapıkule ve benzeri sınır kapılarındaki yoğunluk, yolların zorlaşması gibi konular da doğrudan turist deneyimini etkiliyor. Son olarak şunu çok net görüyoruz: Yaptırımlar, COVID-19 ve Rusya ile yaşanan kriz dönemlerinde Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)’nın yarattığı en önemli fark, alternatif pazarlar oluşturması oldu. Meksika, Kolombiya, Güney Kore, Japonya, Endonezya, Malezya gibi ülkelerden artık Türkiye’ye turist geliyor. Bugün bir otele gittiğinizde eskiden 10 farklı ülkenin vatandaşı varken, şimdi 40–50 farklı ülkeden misafir görebiliyorsunuz. Bu çok kıymetli bir gelişme. Bu çeşitlilik, TGA’nın oluşturduğu sinerji, tanıtım ve reklam çalışmalarının somut sonucudur. Bu insanların Türkiye’ye gelip tatil yapması, kültürümüzle tanışması ve buradan iyi anılarla ayrılması, geleceğe dair en güçlü kazanımdır.

 

 

 

 

Bu gönderi kategorisi hakkında gerçek zamanlı güncellemeleri doğrudan bildirim almak için tıklayın.

Bildirimleri kapat
Önceki yazı

ACG’den Boeing’e 50 adet 737 MAX siparişi

Sonraki yazı

Air Europa’dan Barselona-İstanbul’a günlük sefer

İlgiliYazılar

Mardin’e gidenler bin pişman!

Mardin’e gidenler bin pişman!

09/04/2024
Türkiye, İngilizlerin yeni favori tatil istikameti oldu

Turist sayısı yüzde 3 binden fazla arttı

26/06/2021
“Yabancı turist sayısında günlük 40 bin rakamlarına ulaştık”

“Yabancı turist sayısında günlük 40 bin rakamlarına ulaştık”

22/09/2020
Nordwind  Moskava-İstanbul seferlerine başlıyor

Nordwind Moskava-İstanbul seferlerine başlıyor

21/08/2020
Sonraki yazı
Air Europa’dan Barselona-İstanbul’a günlük sefer

Air Europa’dan Barselona-İstanbul’a günlük sefer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SÜRMANŞET

Prototipin ilk uçuşu: Teoriden gerçeğe uzanan bir yolculuk

Prototipin ilk uçuşu: Teoriden gerçeğe uzanan bir yolculuk

12/01/2026
THY olumsuz hava nedeniyle seferleri iptal etti

THY, AJet ve Pegasus’tan 124 sefer iptali

11/01/2026
Trump: Grönland için zor yol masada!

Trump: Grönland için zor yol masada!

10/01/2026
ASELSAN GÖKDENİZ ile denizlerde yeni dönem

ASELSAN GÖKDENİZ ile denizlerde yeni dönem

10/01/2026

Öne Çıkanlar

ABD Donanması’ndan 988 milyon dolarlık modernize adımı

ABD Donanması’ndan 988 milyon dolarlık modernize adımı

13/01/2026
Corendon ve sonnenklar.TV’den tatil odaklı iş birliği

Corendon ve sonnenklar.TV’den tatil odaklı iş birliği

13/01/2026
Air Europa’dan Barselona-İstanbul’a günlük sefer

Air Europa’dan Barselona-İstanbul’a günlük sefer

13/01/2026
“Türkiye ucuz ülke imajına geri dönemez”

“Türkiye ucuz ülke imajına geri dönemez”

13/01/2026
Havacılık, Savunma, Uzay ve Teknoloji Haberleri

Haber.aero haber içerikleri (fotoğraf, yazı, video) kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, içeriklerin tamamı kullanılamaz.  Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

  • Künye
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Uçuş Bilgileri
  • Gizlilik Politikası

Copyright ©️ 2021- Tüm haklar saklıdır. HTS İletişim A.Ş. Türkiye'nin Havacılık, Turizm ve Savunma Sitesi

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • Ana Sayfa
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Havacılık
  • Turizm
  • Seyahat
  • Savunma
  • Uzay
  • Özel Röportajlar
  • Teknoloji
  • Yazarlar
    • Cem Polatoğlu
    • Güntay Şimşek
    • K. Hakan Çelikoğlu
    • Kaan Yıldızgöz
    • Alper Eliçin
    • Prof. Dr. Fahrettin Öztürk
    • Editör
    • Bir Görüş
  • English
  • Fırsatlar
  • Gizlilik Politikası
  • Künye

Copyright ©️ 2021- Tüm haklar saklıdır. HTS İletişim A.Ş. Türkiye'nin Havacılık, Turizm ve Savunma Sitesi

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist