• Hakkımızda
  • İletişim
  • Uçuş Bilgileri
  • Fırsatlar
  • Künye
  • Gizlilik Politikası
22 Şubat 2026
  • Ana Sayfa
  • Havacılık
  • Turizm
  • Seyahat
  • Savunma
  • Uzay
  • Özel Röportajlar
  • Teknoloji
  • Fırsatlar
  • Yazarlar
    • Cem Polatoğlu
    • Kaan Yıldızgöz
    • Güntay Şimşek
    • K. Hakan Çelikoğlu
  • ENGLISH
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Havacılık
  • Turizm
  • Seyahat
  • Savunma
  • Uzay
  • Özel Röportajlar
  • Teknoloji
  • Fırsatlar
  • Yazarlar
    • Cem Polatoğlu
    • Kaan Yıldızgöz
    • Güntay Şimşek
    • K. Hakan Çelikoğlu
  • ENGLISH
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Alper Eliçin

Anılarda Laleli

22-02-2026 12:09
0
Anılarda Laleli
PaylaşPaylaşPaylaşPaylaşPaylaşPaylaş

1955’te İstanbul’da doğdum. Yaşamımın da çok büyük bir bölümü İstanbul’da geçti. O nedenle yazılarımda ara sıra bu kente ait anılarıma yer veriyorum. Bu sayede hem benim yaş grubumdakiler eski günleri anımsıyor, hem de sözlü tarihe ufak bir katkı yapmış oluyorum. Bugün sizlere Laleli ağırlıklı olmak üzere çocukluğumdan bazı küçük anılarımı aktaracağım.

Benim Laleli anılarım, anne tarafından büyük ebeveynlerimin ve teyzemin 1960’ların ortalarına kadar Koska Caddesi’nde kendilerine ait üç katlı bir evde yaşamış olmalarından kaynaklanıyor. Daha önce Fatih’te otururlarken, 1918’de İstanbul’un büyük yangınlarından birinde evleri yanınca, kendilerine verilen bu parsele bir ev yaparak Laleli’ye yerleşmişler ve nüfus kayıtları da Nişanca Mahallesi’ne aktarılmış.

Biz de doğal olarak ayda en az bir kere Şişli’deki evimizden çıkar, L1 numaralı İETT otobüsüne biner ve Laleli Ordu Caddesi üzerinde, Tayyare Apartmanları’nın hemen karşısındaki durakta inerdik. Oradan hafif eğimli bir yokuş olan Koska Caddesi boyunca aşağı doğru yürürdük. Büyük ebeveynlerimin evi caddenin en sonunda, solda sondan bir evvelki evdi. En son ev ile de yapışık nizamdaydı. Giriş katı kagir olan bu evin diğer katları ahşaptı. Merdivenlerden çıkarken, basamaklar ‘gacır gucur’ diye, Şişli’de bir apartmanda yaşayan bana göre, korkunç sesler çıkarırdı. En üst katta bazen öğle uykusu için bana tahsis edilen yatak odaları vardı. Ev benim için çok kasvetliydi ama büyükleri ziyaret etmek için gitmek zorundaydık.

Evin arkasında küçük bir bahçe, bahçede de incir dahil birkaç meyve ağacı vardı. Evin bulunduğu adadaki tüm binaların arka bahçeleri aynı açıklığa bakardı. Hemen hemen herkesin birbirini tanıdığı bu adada bulunan apartmanlardan birinin üst katında annemin dayısı otururdu. Balkonda belirdiğinde, kendisine bahçeden el sallamak ritüeldendi. Annem ve teyzem de kendisiyle bahçeden balkona kısa sohbetler yapardı. Caddenin karşısındaki apartmanın bodrum katında ise Balarısı Ahmet (Ahmet Faik Şener) otururdu.

Büyük ebeveynlerimin evinin yapışık olduğu diğer evde dört kişilik bir aile yaşardı. Kızları Hale benim yaşlarda, oldukça içine kapanık bir kızdı. İki evin arka bahçeleri arasında bir mania olmadığından ben de onunla arka bahçede oynardım. Bahçelerindeki hamakta sallanmak da benim için ayrı bir mutluluktu.

Annemin de, ilkokuldan üniversite sonuna kadar, yaşamı Koska Caddesi’nde geçmiş olduğundan Laleli’ye gidildiğinde bazı akraba ve arkadaş ziyaretleri de yapılırdı. Bunlardan benim için en önemlisi, bugün otel olarak kullanılmakta olan Tayyare Apartmanları’nın hemen Koska Caddesi’nin karşısına düşen köşe bloğundaki bir dairede oturan, teyzemin ilkokul arkadaşı Mizyal Hanım ve eşi Samim Göreç’e (Türk Milli Basketbol Takımı kaptanı, Fenerbahçe, Galatasaray, İTÜ, Altınordu ve  1950’li yıllarda mili takım başantrenörü) yapılan ziyaretlerdi.

Bugün otel olarak kullanılmakta olan Tayyare Apartmanları dört bloktan oluşurdu. Ana kapılardan birinden girdiğinizde geniş üstü açık, birinden diğerine geçişi olan, dört avlu göze çarpardı.  1918 yangını sonrası açıkta kalan yangınzedelerin (yani o günkü Türkçe ile harikzedeganların) bir bölümünü barındırabilmek için yapılan ve 1922’de biten binaların mimarı ise Kemaleddin Bey.

Biz Laleli Camii tarafındaki ilk girişi kullanırdık. Bu avludan geniş merdivenlerle üst katlara çıkılırdı. Yine oldukça geniş olan, aşağıdaki avluya bakan geniş koridorlar her katta binayı çevreler, dairelerin kapıları da bu geniş koridorlara bakardı. Mizyal Hanımların dairesi üçüncü kattaydı. Mizyal Hanım ve Samim Bey’in benden bir yaş küçük kızları Mısra, kendisini çok seyrek görmeme rağmen, benim en çok sevdiğim arkadaşlarımdan biriydi. Onunla bu koridorlarda, bazen de apartmanın zemin katındaki sahanlıkta oynardık.

Hatırladığım kadarıyla, Mısraların dairesinin bulunduğu kata çıkıldığında, ilk dairede İstanbulspor’un o zamanki solaçığı İsmet Bey, daha sonra lisede bana özel Almanca dersleri verecek olan eşi Nejla Hanım ve oğulları Reşat otururdu. Reşat benden yedi yaş daha büyüktü ve deli dolu bir yapısı vardı. Ara sıra oyunlarımızı bozduğundan kendisinden çekinirdim. Mısralar da, 1960’lı yılların ortalarında Laleli’den Şişli’ye Sıracevizler Caddesi’ne taşınınca, birbirimizi daha sık görmeye başladık. Hatta aynı ilkokula gittik. Reşat ise, ben o zamanlar sekiz yıl eğitim veren Alman Lisesi’nin hazırlık sınıfındayken, aynı lisenin son sınıfındaydı. Daha sonra Almanya’ya gitti ve pilot oldu.

1960’ların ortalarında, Laleli’deki komşularımız apartman yapılmak üzere evlerini kat karşılığı bir yükleniciye verdiler. Evler oldukça dar cepheli olduğundan, yüklenici bizimkilerin evini de benzer şartlarla almak için baskı yapmıştı. Büyükbabama danışılmadan başlatılan bu girişim nedeniyle iki aile arasına soğukluk girmişti. Sonunda her iki mal sahibi de ikişer daire karşılığında yükleniciyle anlaşmış oldu. Haleler Teşvikiye’ye taşındı. Bizimkiler de, Şişli’de bizim oturmakta olduğumuz Perihan Sokak’ın paralelindeki Hanımefendi Sokak’ta bir daire kiralayarak, alelacele taşınmak zorunda kaldılar. İlkokul beşinci sınıfta, hem büyükbabamlar hem de annemle babam borç harç aynı apartmanda alt alta birer daire satın alınca, hep birlikte Nişantaşı’na taşındık. Samim Bey’in annesi de aynı apartmanın en alt katında alınan bir daireye yerleşti.

Ortaokul, lise yıllarımda da 60 numaralı troleybüsle Tünel’deki okulumdan eve dönerken ara sıra Hale’yi görmeye başladım. Daha önce de belirttiğim gibi içine kapanık bir karakteri olduğundan eski arkadaşlık bir daha kurulmadı.

Laleli’ye gittiğimizde, büyükbabam Koska Helvacısı’ndan badem ve akide şekeri alır, bir kağıt külah içerisinde eve getirirdi. Bana da dozunu kaçırmayacak bir şekilde ikram edilirdi. Özellikle akide şekerini çok severdim. Günümüzde de ne zaman akide şekeri yesem hemen o günler aklıma gelir.

Annemle zaman zaman Beyazıt Meydanı’na da yürürdük. Çok küçük olmama rağmen, anlaşılan beni çok etkilemiş olacak ki, Beyazıt’taki büyük havuzu hatırlıyorum. Havuzun etrafından dönen tramvay raylarını ve tramvayı üç yaşında olmamama rağmen hafızama nakşetmişim. Tramvayın bu dönüşü 1958’de iptal edilmiş. Daha sonra da havuzun kaldırılması bence İstanbul için büyük bir kayıp oldu. Yerine yapılan garip düzenlemelerden aklımda kalan ise, orada burada inşa edilen çirkin taş duvarlar ve rampalar…

Beyazıt’ta doğmuş Levent’ten mahalle komşum şehir plancısı Prof. Haydar Karabey’den de bu vesileyle bir anekdot… Beyazıt’ta oturdukları dönemde bahçevanları aynı zamanda Meydan’ın peyzaj uygulamasını da yaparmış. Ağaçları, çiçekleri kendi diker bakarmış. Beyazıt Meydanı havuz dahil yıkıma uğrayıp taş ve betona boğulunca ve diktiği ağaçlar tek tek sökülüp atılınca, bahçevanlarının çok ağırına gitmiş. Acısına da dayanamayıp kezzap içerek intihar etmiş.

Aynı dönemde Ordu Caddesi de bugünkünden epey farklıydı. Bugünkü gibi, yine Beyazıt Meydanı’ndan başlar ve Aksaray’a inerdi. Edebiyat Fakültesi’nin karşısında büyük bir Migros vardı. Koska Helvacısı da aynı sıradaydı. Bu bölümdeki sıra dükkanlara Mavi Dükkanlar denirdi. Cadde yapılırken ciddi bir Doğu Roma eseri katliamı yapıldığını da unutmamak gerekir. Kalan ender bazı kolon artıkları bugün hala Beyazıt Meydanı’nın bazı köşelerinde dağınık şekilde görülüyor.

Caddenin bugünkünden en büyük farkı ise ortasında iki sıralı dev çınar ağaçları olmasıydı. Daha sonra trafiğe iki şerit daha eklemek için bu canım çınarlar kesildi. Aksaray Meydanı’nda da bugünkü gibi bir çok katlı kavşak ve yeraltı çarşısı yoktu. Onun yerine büyük bir göbek yer alıyordu. Atabey’in belediye başkanlığı döneminde bugün gördüğümüz kavşak inşa edildi.

Biz akşam 20:00 civarı büyükbabam ve büyük annemin evinden çıktıktan sonra, ya arka yoldan Yenikapı taraflarına yürür oradan Şişli dolmuşuna binerdik, ya da Tayyare Apartmanları’nın önündeki duraktan L2’ye binerek eve dönerdik. Dolmuşla geldiğimizde şoför Şişhane’den Kasımpaşa’ya döner, Dolapdere yokuşunu takip ederek Pangaltı üzerinden Şişli’ye ulaşırdı. Ben de babamın kucağında uyuklardım.

O dönemle ilgili iki gözlemim ve bir açıklamayla yazımı sonlandırmak istiyorum. Bunlardan ilki evleri kat karşılığı yükleniciye verme modasının o yıllarda başlamış olması. Eskiden kalma gayrimenkulü olan ama yenilemek için nakdi olmayan pek çok kimse bu yolu izledi. Modernleşmenin apartmana taşınmak olduğu anlayışı da bu durumu körükledi. Öte yandan kentin dokusu bozuldu ve maalesef çirkinleşti. Komşuluk ilişkileri de hasar gördü. Bugün deprem endişesiyle ve benzer mali kısıtlar nedeniyle bu olay kentin farklı kesimlerinde tekrarlanıyor.

İkinci gözlemim, 1960’larda başlayan orta gelir grubuna dahil, eğitimli ailelerin sur içerisinden Beyoğlu yakasına gelmesi ve ağırlıklı olarak Şişli İlçesi’ne yerleşmesi. Daha sonra da 1973’ta açılan Boğaziçi Köprüsü’nün sağladığı ulaşım kolaylıkları nedeniyle eskiden İstanbul’un sayfiye yerleri olarak bilinen Anadolu yakasındaki Göztepe, Erenköy, Suadiye’ye bir göç gerçekleşti.

Açıklamaya gelince… Nobel ödüllü değerli romancımız Orhan Pamuk’un bugünlerde Netflix’de dokuz bölümlük bir dizi halinde yayınlanan, benim de 2008’de yayınlanır yayınlanmaz alıp okuduğum Masumiyet Müzesi romanında, Kuyulubostan Sokak’ın adı geçer. Romanda ana karakterin tutkulu aşkı da diğer fakir aileler gibi bu sokakta oturur.

Ben bu sokak hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Bu sokağın şimdiki adı Prof. Orhan Ersek Sokak. Topağacı yönünde Teşvikiye Caddesi’ne paralel üçüncü sokak. Sokağın bir bölümünde Nilüfer Hatun İlköğretim Okulu’nun binası ve bahçesi var. Babam bu okulda okumuş. Anlattığına göre 1930’lu yıllarda bu sokağın olduğu yerde çayırlar başlar ve bu hali arazi, bayırdan aşağı Beşiktaş’taki Ihlamur Kasrı’na kadar uzanırmış. 1950’li yıllarda, Topağacı semti oluşmadan önce, burada açılan sokağa verilen isim Gülistan olmuş.

Yukarıda değinmiş olduğum 1960’ların ortalarında taşındığımız Nişantaşı’ndaki dairemiz de Kuyulubostan Sokak’taydı. Sokakta orta üst gelir grubu aileler otururdu. Doktorlar, mimarlar, tanınmış yükleniciler, avukatlar… Annem babam da avukattı. Sokağın köşesinde de Teşvikiye Sağlık Yurdu isimli bir hastane bulunurdu.

Orhan Pamuk benden üç-dört yaş büyük olup, o dönemlerde Teşvikiye Caddesi’nde, o zamanlar Şişli Terakki Lisesi’nin (Şimdi City’s Alışveriş Merkezi) bulunduğu yerin hemen karşısında, bugün de varlığını sürdüren Pamuk Apartmanı’nda oturmuş. Önce Işık Lisesi’ne sonra da Robert Kolej’e gitmiş. Binanın konumu ve romanlarında sık sık tasvir ettiği aile yaşamlarından anladığımıza göre varlıklı bir ailesi varmış.

Romanda anlatılanlar tabii gerçek hayatla örtüşmek zorunda değildir ama, bizde tarihi dizilerden öğrenen kesime doğru bilgi vermek açısından şunu söylemeliyim ki, Kuyulubostan Sokak tarihinin hiçbir döneminde romanda tasvir edildiği gibi alt gelir grubunun yaşadığı bir yer olmamış, olsa olsa ana caddede oturan sayın Pamuk açısından böyle bir izlenim oluşmuş olabilir. Sonuçta zenginlik ve fakirlik de göreceli ne de olsa…

Not: Bu yazının hazırlanmasında bana yardımcı olan Prof. Dr. Haydar Karabey ve Mısra Göreç İlden’e teşekkür ediyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Anılarda Laleli

Avrupa’nın en büyük ve en karlı havayolunun hikayesi

52 numaralı otobüs

Grönland’da tarih tekerrür mü edecek?

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde bir garip muamele

İlkokuldan anılar

Sömürge şirketleri, Muz Cumhuriyetleri ve Venezuela…

Ekoloji kavramının babası: Alexander von Humboldt

Ahmed ile Kahire’de bir gün

Kwai Köprüsü; Film ve Gerçekler

Etiketler: alper eliçinLaleli

Bu gönderi kategorisi hakkında gerçek zamanlı güncellemeleri doğrudan bildirim almak için tıklayın.

Bildirimleri kapat
Önceki yazı

Embraer, E175 bölgesel uçağını Hindistan’da üretecek

İlgiliYazılar

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde bir garip muamele

Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’nde bir garip muamele

23/01/2026
Türkiye’de yaşayanlara Kıbrıs Türklerini anlama rehberi-2

KKTC’de enflasyon neden Türkiye’den çok daha yüksek?

15/12/2024
Bu İngilizler aptal olmalı

Bu İngilizler aptal olmalı

08/09/2024
Toplum psikolojisi dikkate alınmadan Türkiye’de enflasyon düşürülebilir mi?

Toplum psikolojisi dikkate alınmadan Türkiye’de enflasyon düşürülebilir mi?

11/08/2024

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SÜRMANŞET

Pegasus, uluslararası 8 ödül kazandı

Pegasus’tan Orta Asya’ya yeni hat

20/02/2026
Uzaya giden astronotların dönüşü gelecek yıla kalabilir

8 gün diye gittiler, 93 gün uzayda kaldılar: NASA “kaza” dedi

20/02/2026
ABD ordusu İran için hazır, Trump kararsız

ABD ordusu İran için hazır, Trump kararsız

19/02/2026
Pegasus’un kârı yüzde 18 arttı, 13 milyar TL’yi aştı

Pegasus 2025’te 39,7 milyar TL zarar açıkladı

18/02/2026

Öne Çıkanlar

Anılarda Laleli

Anılarda Laleli

22/02/2026
Embraer, E175 bölgesel uçağını Hindistan’da üretecek

Embraer, E175 bölgesel uçağını Hindistan’da üretecek

22/02/2026
Kamışlı Havalimanı’nın güvenlik denetimi hükümete geçti

Kamışlı Havalimanı’nın güvenlik denetimi hükümete geçti

22/02/2026
Bayraktar AKINCI, EREN ile hava-hava atışında tam isabetle vurdu

Bayraktar AKINCI, EREN ile hava-hava atışında tam isabetle vurdu

22/02/2026
Havacılık, Savunma, Uzay ve Teknoloji Haberleri

Haber.aero haber içerikleri (fotoğraf, yazı, video) kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, içeriklerin tamamı kullanılamaz.  Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

  • Künye
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Uçuş Bilgileri
  • Gizlilik Politikası

Copyright ©️ 2021- Tüm haklar saklıdır. HTS İletişim A.Ş. Türkiye'nin Havacılık, Turizm ve Savunma Sitesi

Sonuç yok
Tüm sonuçları görüntüle
  • Ana Sayfa
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Havacılık
  • Turizm
  • Seyahat
  • Savunma
  • Uzay
  • Özel Röportajlar
  • Teknoloji
  • Yazarlar
    • Cem Polatoğlu
    • Güntay Şimşek
    • K. Hakan Çelikoğlu
    • Kaan Yıldızgöz
    • Alper Eliçin
    • Prof. Dr. Fahrettin Öztürk
    • Editör
    • Bir Görüş
  • English
  • Fırsatlar
  • Gizlilik Politikası
  • Künye

Copyright ©️ 2021- Tüm haklar saklıdır. HTS İletişim A.Ş. Türkiye'nin Havacılık, Turizm ve Savunma Sitesi

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Create New Account!

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist